in Turkish

Gerikalmisligin Sebepleri (1): Bati’da Okuryazarlik

Giris

Turkiye, entellektuel (ilmi) olarak corak bir toplum. Evrensel insani degerleri ozumsememis (bireyler ve gruplar arasi iliski sikintili). Ekonomik olarak katma deger uretemiyor (global olcekte ozel tesebbusler cok az). Devlet (organlari ve sistem) duzgun calismiyor. Neden boyle? Duzeltmek icin ne yapilabilir?

Bu tarz sorularin her birine ayri ayri detayli cevaplar veren guzel eserler olduguna inaniyorum. Bu yazi ise, bu gerikalmisliklarin hepsinin temelinde yatan bir faktor olan okuryazarlik hakkinda. Okuryazarligin yayginlasmasini aciklayan teoriler ve metodlar uzerinde durarak, Sanayilesmis Bati’daki okuryazarligin gelisimini degerlendiriyor, Amerikan Egitim Bakanligi Okuryazarlik Inisiyatifinin Arastirma Direktorlugunu de yapmis olan Venezky. Makalesi, halka acik.

Osmanli halki nasil olmus da cahil kalmis, modern Turkiye nicin hala okumada kotu? Bu soruyu daha iyi cevaplayabilmek icin once cevabi guzel verilmis baska bir sorudan yardim alalim: Batiyi ne motive etmis de okuryazarlik gelismis; okuryazarlik ne zaman, nasil yayilmis? Bu gelisimi hangi teorilerle izah edebiliriz?

Bir yerde okuryazarligin artmasi, (1) onun ihtiyac olarak gorulmesi ve (2) ogrenme sartlarinin musaitligi olcusunde gerceklesir. Birinin okuryazarligi ihtiyac olarak gorebilmesi icin ya (1) dis faktorlerin (sosyal, ekonomik, yada politik kazanimlarin) yada (2) ic faktorlerin (kisisel arayis, tatmin, merak, zevk) bireyi tetiklemesi lazim. Bu faktorler arasinda, aslen kisisel alani genisleten (ic faktorleri harekete geciren) sosyal degisimler yazili kulturu yaydi ve yazili kulturun arttigi yerde okuryazarlik ilerledi tezini savunan Venezky’nin (2016) makalesinden aktariyorum Bati’daki ilerlemeyi.

Batidaki Gelismeler

Okuma-yazma Bati’da genel olarak kiliseden soylulara ve nihayet avama yayildi. Beyaz yakadan maviye; kentten kirsala, erkekten kadina; nihayet 19. asir itibariyle devletlerin okuryazar vatandaslarin sivil, ekonomik ve askeri hayatta daha verimli olacagina kanaat getirmesiyle toplu temel egitime gecildi.

11 ve 12.yy’larda  sehirlesmeler hizlaninca is bolumu artmisti ve ekonomik, idari, askeri, haberlesme ile ilgili yeni pozisyonlar dogdu. Bir yonuyle o donem bu okuma artisinin arkasindaki temel sebep burokrasi oldu.

Insanlarin mesleklerinin ve sosyal statulerinin dogduklari sartlara (aileye) bagli oldugu, din ve tanri ile iliskilerinde de “alimlerin” araci oldugu feodal bir toplum duzeninde okumaya pek bir ihtiyac yoktu. Fakat 13. asir itibariyle siyasi farkindalik artip da feodal sistemler cokmeye baslayinca ve ticaret gelisip halkin imkanlari artinca bazi uzmanlik alanlarina, ahlaki/dini eserlere, edebiyata ilgi artti.

Okuma-yazma bilmek 1332 Venedik’inde hakimlik icin, 1478 Ingiltere’sinde ise sarraflik icin dahi sart olmustu. 1338 itibariyle Floransa’daki cocuklarin 40%’i okula gidiyordu. 15 ve 16.yy’da zengin tuccarlarin kurdugu cemaatlerden bagimsiz okullar hizla yayildi Ingiltere, Almanya ve Fransa’da. Bu okullar ekonominin ihtiyaclarina gore sekuler bir egitim veriyordu fakat ekonominin gelismemis oldugu (boyle okullarin bulunmadigi) Iskocya, Isvicre ve Isvec’te de okur-yazarlik yuksekti.

Lokal diller IN, Latince OUT. Ingiltere’de Ingilizce 14.yy’da devlet islerinde kullanilmaya baslandi. 16.yy itibariyle Fransa’daki kitaplarin ucte ikisi Latince idi. 17.yy itibariyle Hobbes’un Ingilizceyi, Descartes’in Fransizcayi tercih etmesi artik lokal dillerin rustunu ispatladigi anlamini tasiyordu.

Dini faktorler. Otorite olarak Kilisenin alimleri yerine Tanrinin Kelamini kabul eden ve Kutsal Kitabi direkt okumaya tesvik eden Luter’in Reformasyon hareketinin sekuler bakis acisiyla en buyuk sonucu okuryazarlik oranlarinda radikal bir yukselise sebep olmasi olarak degerlendiriliyor. Tarihciler 16.yy’da okuryazarligin yayilmasinin arkasindaki en buyuk etken olarak Reformasyonu goruyorlar. 17. yy’in ortalari itibariyle piyasadaki eserlerin yarisi dini calismalar idi. 17.yy’da Amerikaya kacan Ingiliz Puritanlar ve 18.yy Ingiltere’sinde de din okuryazarlik icin asil kuvvetti (Lockridge, 1974; Spufford, 1981) .

Yeni dini tecrubelere duyulan ihtiyac veya kisilerin inanclarini sorgulamasi bireysel (ic) faktorleri tatmin edebilir. Fakat, sirf otorite diyor diye icsellestirmeden veya dusunmeden okumak bu kategoride degerlendirilmemelidir. Zira boyle bir okuma bireyin ufkunu acmiyor, bilakis daraltiyordur. Nitekim, Furet ve Ozouf (1982, pp. 308 f.) sadece baskalarina “teblig” icin okumayi yari-okuryazarlik olarak adlandiriyor (19. yy Fransa katolik kilisesinde oldugu gibi).

Ronesansla birlikte ilme, ozellikle sekuler ilme artan ilgi 17.yy’in ilk ceyregine kadar Bati Avrupada okuryazarliktaki artisa sebep oluyor. Sonra savaslar yuzunden ekonomi ve egitimde bir duraksama oluyor (ozellikle Ingiltere, Fransa, Almanya, Italya ve Ispanya’da). Bununla beraber ticaretin artan oneminden egitim mufredati da nasibini aliyor ve ucuz materyal kullanilarak yapilan toplu basimlar ile ilk defa el kitabi ve almanaklar halka ulasiyordu.

Sansur. 16.yy’da Ingilterede 8. Henry Ingilizce Incil’i yasaklarken, Fransa da bilgiyi kontrol altinda tutmak icin degisik yollara basvuruyor, hatta isyankar yayin yapanlari asiyordu. ABD 1791’de Anayasasindaki ilk degisiklikle (1st Amendment) basina mudahelesini sonlandirdi; Ingiltere 1830’ta, Fransa 1870’te ve Almanya da 2. Cihan Harbinin nihayetiyle bu kervana katildi.

Sanayi Devrimi. Sanayilesmeye ilk gecen ulkeler okuryazarligi en yuksek olanlardi fakat ilginctir ki erken donem Sanayi Devrimin ilk sonucu egitimi ve okuryazarligi duraksatmasi oldu. Zira ilk fabrikalar iscilerinden egitimli olmalarini beklemiyordu. Hem okuryazarligi dusuk insanlarin fabrikada is bulmasi ile sehirlerdeki oran da dusuyordu. Ayrica, cocuklara is olanagi saglayarak egitimin firsat maliyetini yukseltiyordu fabrikalar. Yani, fabrikaya gidip para kazanma imkani varken okula gonderip para kaybetmek daha zor tercih edilir bir hal almisti. Ancak 19. asrin ortalari itibariyla uretim daha kompleks bir hale gelmis ve egitim degerlenmisti. Bazi fabrika sahipleri bu sebeple egitim vermeye baslarken, egitimli iscilerin daha “sadik ve itaatkar” olacagi da dusunuluyordu (Thomas, 1986).

Modern Caga Gecis. Iletisim ve ulasim imkanlarinin artmasi, basim yayin maliyetlerinin de ucuzlamasi ile 19. yy’in ucuncu ceyregi itibariyle Danimarka, Isvec, Hollanda, Almanya ve Isvicre’de hemen tum cocuklar ilkokula gidiyordu, ve Birinci Cihan Harbine kadar diger endustrilesmis Bati ulkeleri de bu oranlara yetistiler. Guney Italya, Rusya, Ispanya, Portekiz, Yunanistan ve Turkiye ise okuryazarlik oranlarinda epey geride kaldilar.

Sonuc

Okuryazarligin yayilmasinin sebebi olarak acik piyasa, Reform Hareketi ve okullasma aniliyor en ziyade. Fakat bu makro hadiseler okuryazarligin mikro seviyede (bireyin sahsi hayatinda) ne ifade ettigini tam aciklamiyor. Anilan faktorler, Endustrilesme ve digerleri bireyin fiziki ve zihni gelisimine katkida bulundugu icin yazi deger kazandi.

Bireyler kaderlerini babadan kalma ciftlik ve koylerde yasamak olarak gorunce, meslek ve sosyal statulerini soy-sop belirleyince, Kutsal Kitap ve metafiziki iliskilerini baskalari kontrol edince, bu sartlar altinda okuryazarliga ne gerek var. Boyle bir duzende uzakta olan bitenin ilgi cekiciligi de yoktu, onemli havadisler devletlular, kesisler, ve gezginler tarafindan getiriliyordu zaten.

Siyasi farkindalik ve gucler gelisince, uzak siyasi merkezlerde ne olup bittigi merak konusu oldu. Benzer sekilde, acik piyasa da uzaktaki ticaretleri ve uretimi bilmeyi gerektiriyordu, tuccar ve kargocularla iletisim kurabilmenin yani basinda. Kutsal Metinlerle iliskiyi degistiren Reformasyon ise dindarlarin zihnen gelisimine sebep oldu. Eskiden Tanri buyrugunu yorumlama isini koyde sadece “cami imami” yaparken artik is basa dusmustu (Protestan inanclarinda). Bu ve baska gelismeler siradan insanin fiziksel ve zihinsel gelisimine olanak sagladi zira artik birey kendi dar dairesinden cikmaya mecbur ve istekli idi. Yazili basin ve okul bu degisimin onemli parcalariydilar fakat okuryazarligi asil yayan sebepler bunlar degildi; aksine, kendileri bireysel alanin genislemesinin sonucu idi.

Bir sonraki yazi. Klasik tarihcilerin coguna gore Musluman Cografyalarindaki ilkokulumsu kurumlar ezberden okuma uzerine kurulu imis ve bu zihni gelistirmek yerine koreltiyormus. Ayrica bu kurumlar, cocuklarin inisiyatif almasini ve yaraticiligini engelleyip onlara salt itaat etme gorevi yuklenen yerler olarak degerlendiriyorlarmis: sosyal konteksin mufredat disi kalmasina sebep olacak kadar, zamandan ve mekandan bagimsiz, mutlak itaatci, dinci nesil yetistirme enstitutleri. Fakat bazi modern tarihciler durumun oyle olmadigini iddia ediyor (ornegin Boyle, 2004; Hanna, 2007). Bir sonraki yazida bu konuya bakmak umidiyle…

Referanslar

  • Venezky, R. L. (2016). The Development of Literacy in the Industrialized Nations of the West. Routledge Handbooks Online. https://doi.org/10.4324/9780203447772.ch3
  • Hanna, N. (2007). Literacy and the ‘great divide’ in the Islamic world, 1300–1800. Journal of Global History, 2(2), 175–193.
  • Boyle, H. N. (2004). Quranic Schools: Agents of Preservation and Change (1 edition). New York: Routledge.