in Turkish

Okuryazarlik: Bati’da ve Anadolu’da

  • Osmanli halki nasil olmus da cahil kalmis, modern Turkiye nicin hala okumada kotu?

Bu soruyu cevaplamadan once cevabi olan baska bir sorudan yardim alalim:

  • Batiyi ne motive etmis de okuryazarlik gelismis; ne zaman, nasil yayilmis?

Okuryazarligin artmasi onun ihtiyac olarak gorulmesi ve ogrenme sartlarinin musaitligi olcusunde gerceklesir. Birinin okuryazarligi ihtiyac olarak gorebilmesi icin ya dis faktorlerin (sosyal, ekonomik, yada politik kazanimlarin) yada ic faktorlerin (kisisel arayis, tatmin, merak, zevk) bireyi tetiklemesi lazim. Bu faktorler arasinda, aslen kisisel alani genisleten (ic faktorleri harekete geciren) sosyal degisimler yazili kulturu yaydi ve yazili kulturun arttigi yerde okuryazarlik ilerledi tezini savunan Venezky’nin (2016) makalesinden aktariyorum Bati’daki ilerlemeyi.

Batidaki Gelismeler

Okuma-yazma Bati’da genel olarak kiliseden soylulara ve nihayet avama yayildi. Beyaz yakadan maviye; kentten kirsala, erkekten kadina; nihayet 19. asir itibariyle devletlerin okuryazar vatandaslarin sivil, ekonomik ve askeri hayatta daha verimli olacagina kanaat getirmesiyle toplu temel egitime gecildi.

11 ve 12.yy’larda  sehirlesmeler hizlaninca is bolumu artmisti ve ekonomik, idari, askeri, haberlesme ile ilgili yeni pozisyonlar dogdu. Bir yonuyle o donem bu okuma artisinin arkasindaki temel sebep burokrasi oldu.

Insanlarin mesleklerinin ve sosyal statulerinin dogduklari sartlara (aileye) bagli oldugu, din ve tanri ile iliskilerinde de “alimlerin” araci oldugu feodal bir toplum duzeninde okumaya pek bir ihtiyac yoktu. Boyle bir sistemde uzakta olan bitenlerin de pek ilgi cekiciligi yoktu, hem onemli gelismeler sozlu olarak aktariliyordu nede olsa alimler ve idareciler tarafindan. Fakat 13. asir itibariyle siyasi farkindalik artip da feodal sistemler cokmeye baslayinca ve ticaret gelisip halkin imkanlari artinca bazi uzmanlik alanlarina, ahlaki/dini eserlere, edebiyata ilgi artti.

Okuma-yazma bilmek 1332 Venedik’inde hakimlik icin, 1478 Ingiltere’sinde ise sarraflik icin dahi sart olmustu. 1338 itibariyle Floransa’daki cocuklarin 40%’i okula gidiyordu. 15 ve 16.yy’da zengin tuccarlarin kurdugu cemaatlerden bagimsiz okullar hizla yayildi Ingiltere, Almanya ve Fransa’da. Bu okullar ekonominin ihtiyaclarina gore sekuler bir egitim veriyordu fakat ekonominin gelismemis oldugu (boyle okullarin bulunmadigi) Iskocya, Isvicre ve Isvec’te de okur-yazarlik yuksekti.

Lokal diller IN, Latince OUT. Ingiltere’de Ingilizce 14.yy’da devlet islerinde kullanilmaya baslandi. 16.yy itibariyle Fransa’daki kitaplarin ucte ikisi Latince idi. 17.yy itibariyle Hobbes’un Ingilizceyi, Descartes’in Fransizcayi tercih etmesi artik lokal dillerin rustunu ispatladigi anlamini tasiyordu.

Dini faktorler. Otorite olarak Kilisenin alimleri yerine Tanrinin Kelamini kabul eden ve Kutsal Kitabi direkt okumaya tesvik eden Luter’in Reformasyon hareketinin sekuler bakis acisiyla en buyuk sonucu okuryazarlik oranlarinda radikal bir yukselise sebep olmasi olarak degerlendiriliyor. Tarihciler 16.yy’da okuryazarligin yayilmasinin arkasindaki en buyuk etken olarak Reformasyonu goruyorlar. 17. yy’in ortalari itibariyle piyasadaki eserlerin yarisi dini calismalar idi. 17.yy’da Amerikaya kacan Ingiliz Puritanlar ve 18.yy Ingiltere’sinde de din okuryazarlik icin asil kuvvetti (Lockridge, 1974; Spufford, 1981) .

Yeni dini tecrubelere duyulan ihtiyac veya kisilerin inanclarini sorgulamasi bireysel (ic) faktorleri tatmin edebilir. Fakat, sirf otorite diyor diye icsellestirmeden veya dusunmeden okumak bu kategoride degerlendirilmemelidir. Zira boyle bir okuma bireyin ufkunu acmiyor, bilakis daraltiyordur. Nitekim, Furet ve Ozouf (1982, pp. 308 f.) sadece baskalarina “teblig” icin okumayi yari-okuryazarlik olarak adlandiriyor (19. yy Fransa katolik kilisesinde oldugu gibi).

Ronesansla birlikte ilme, ozellikle sekuler ilme artan ilgi 17.yy’in ilk ceyregine kadar Bati Avrupada okuryazarliktaki artisa sebep oluyor. Ekonomi ve egitimde bir duraksama oluyor sonra savaslar yuzunden (ozellikle Ingiltere, Fransa, Almanya, Italya ve Ispanya’da). Bununla beraber ticaretin artan oneminden egitim mufredati da nasibini aliyor ve ucuz materyal kullanilarak yapilan toplu basimlar ile ilk defa el kitabi ve almanaklar halka ulasiyordu.

Sansur. 16.yy’da Ingilterede 8. Henry Ingilizce Incil’i yasaklarken, Fransa da bilgiyi kontrol altinda tutmak icin degisik yollara basvuruyor, hatta isyankar yayin yapanlari asiyordu. ABD 1791’de Anayasasindaki ilk degisiklikle (1st Amendment) basina mudahelesini sonlandirdi; Ingiltere 1830’ta, Fransa 1870’te ve Almanya da 2. Cihan Harbinin nihayetiyle bu kervana katildi.

Sanayi Devrimi. Sanayilesmeye ilk gecen ulkeler okuryazarligi en yuksek olanlardi fakat ilginctir ki erken donem Sanayi Devrimin ilk sonucu egitimi ve okuryazarligi duraksatmasi oldu. Zira ilk fabrikalar iscilerinden egitimli olmalarini beklemiyordu. Hem okuryazarligi dusuk insanlarin fabrikada is bulmasi ile sehirlerdeki oran da dusuyordu. Ayrica, cocuklara is olanagi saglayarak egitimin firsat maliyetini yukseltiyordu fabrikalar. Yani, fabrikaya gidip para kazanma imkani varken okula gonderip para kaybetmek daha zor tercih edilir bir hal almisti. Ancak 19. asrin ortalari itibariyla uretim daha kompleks bir hale gelmis ve egitim degerlenmisti. Bazi fabrika sahipleri bu sebeple egitim vermeye baslarken, egitimli iscilerin daha “sadik ve itaatkar” olacagi da dusunuluyordu (Thomas, 1986).

Modern Caga Gecis. Iletisim ve ulasim imkanlarinin artmasi, basim yayin maliyetlerinin de ucuzlamasi ile 19. yy’in ucuncu ceyregi itibariyle Danimarka, Isvec, Hollanda, Almanya ve Isvicre’de hemen tum cocuklar ilkokula gidiyordu, ve Birinci Cihan Harbine kadar diger endustrilesmis Bati ulkeleri de bu oranlara yetistiler. Guney Italya, Rusya, Ispanya, Portekiz, Yunanistan ve Turkiye ise okuryazarlik oranlarinda epey geride kaldilar.

Musluman Cografyalarda Durum

Hanna’nin (2007) Islam Dunyasinda Okuryazarlik ve “Buyuk Ucurum” baslikli makalesine gore orta-cag ve erken modern-cag (1300 – 1800) donemlerinde Islam dunyasinda okuryazarlik konusu pek calisilmamis. Zira tarihciler arasinda halkin okuryazar olmadigi kabulu varmis ve bu yuzden bu doneme yonelik calismalar daha cok yuksek egitim, yani medreseler uzerineymis. Hanna, makalesinde bu ucurumun aslinda okuryazarliga bakis acimizdan oturu buyuk gorundugunu, sosyal hayatta okuryazarligin oynadigi rollere baktigimizda daha farkli bir resim gorecegimizi savunuyor –fakat bu ucurum gercegini degistirmiyor bence.

Tarihcilerin Musluman Cografyalarindaki ilkokulu calismamasinin sebebi “ilkokul”un ezberden okuma uzerine kurulu oldugu ve bunun zihni gelistirmek yerine korelttigine inanmalariymis. Ayrica, cocuklarin inisiyatif almasini ve yaraticiligini engelleyip onlara salt itaat etme gorevi yuklendigi bir yer olarak degerlendiriyorlarmis ilkokullari: sosyal konteksin mufredat disi kalmasina sebep olacak kadar, zamandan ve mekandan bagimsiz, mutlak itaatci, dinci nesil yetistirme enstitutleri.

Sahsi tecrubelerime gore (ilk,orta,lise ve universite tahsilini Turkiye’de yapmis biri olarak) ulkede bilime ilgi ve dusunceye saygi yok denecek kadar az. Bu da beni Hanna’nin tarif ettigi tarihcilerin goruslerine inanmaya itiyor. Tabii ki benim bu duyguda olmam bilimsel bir kanit degil ve bu konu hakkinda okumam lazim. Daha buyuk bir spekulasyonla yaziyi tamamliyorum: Dunyadaki tum sorunlarin asil kaynaginin egitimsizlik (fikirlerin tartisilabilmesi) oldugunu dusunuyorum.

Referanslar

  • Venezky, R. L. (2016). The Development of Literacy in the Industrialized Nations of the West. Routledge Handbooks Online. https://doi.org/10.4324/9780203447772.ch3
  • Hanna, N. (2007). Literacy and the ‘great divide’ in the Islamic world, 1300–1800. Journal of Global History, 2(2), 175–193.